Milli Bekanın Düşmanları

1- Sevgisizlik…
Milli bekanın ilk düşmanı “sevgisizlik”tir.
Bazılarının jakobenizm dediği bu kurumsal sevgisizlik, aslında Milliyetçiliğin kuvveden fiile geçirilememesinden kaynaklanmıştır.
Çarığını yemek pahasına kurtuluş savaşı veren ve cumhuriyeti kuran vatandaşlar, önce 1924 anayasasında “Türk Milleti” olarak tanımlanmış, sonra da hükümet kapısında azarlanmışlardır.
Soldaki propaganda türkülerine: “Muhtar anamı kaçırdı; oy babo oy oy!..” olarak, sağdaki realist şiirlere: “Gitmişti makama arz-ı hal için… Bir azar yedi ki oldu o biçim…” şeklinde yansıyan bu sevgisizlik, milli bekanın bir numaralı düşmanıdır.
Çünkü diğer sorunları doğuran, besleyen ve büyüten ana problem, sevgisiz idarecilerdeki bu “ulan öküz Anadolulu” yaklaşımıdır!
Milliyetçilik mademki milletini sevmek, Halkçılık mademki vatandaşın sorunlarıyla ilgilenmektir, Cumhuriyet Halk Partisi memurlarının “6 Ok”a sadık kalmadıkları anlaşılmaktadır.
Milletini sevmeyen ve vatandaşına saygılı olmayan kadroların Milliyetçiliği yalandır.
1940’ların sahte Milliyetçi kadrolarıyla ve 1950’lerin rövanşist anlayışıyla ulusal devletin yaşatılamayacağının farkına varan Alparslan Türkeş’in 1960’larda üçüncü bir yol arayışına girmesinin sebebi de zaten budur.
2- Ümmetçilik ve Mezhepçilik:
Ben bu ikisini bir arada alıyorum. Çünkü bugüne kadar Sünnilikle Şiiliği eşit ve samimi olarak kucaklayan bir “Ümmetçi” görmedim.
Türkiye’de Ümmetçiler Sünnici, İran’da İslamcılar Şiacıdır.
Orada Sünniler muhalif ve “demokrat” burada Aleviler muhalif ve “sosyal demokrat”tır.
Aslında bu dört yaklaşım da üzerinde Kerbela’nın bedduası ve Allah’ın laneti bulunan birer sahtekârlıktır.
Dört siyasi eğilim de bal gibi mezhepçidir. Çünkü Ümmetçiliğin veya demokratlığın meslek lisesi bile yoktur; ama özellikle inançla haşır neşir olan insanlar, doğumdan ölüme kadar evlerinin içinde diğer mezheplerle kavga talimi yapmaktadır.
Bu sosyolojik temelden tüm mezhepleri kavrayan bir Ümmet birliğinin çıkmasına imkan olmadığı için din merkezli siyasi mücadele, sonunda Ortadoğu’da mezhep savaşları olarak meydan bulmuştur.
Ümmetçi olduğu için milli bekanın çimentosu olan Milliyetçiliğe karşı olan bir Ümmetçi, Milli bekanın dostu değil tabii ki düşmanıdır.
Bu düşmanlığın, azınlıktaki mezhep mensupları tarafından yapılması da milli bekamız açısından aynı derecede zararlıdır.
3- Tarikatlar ve Cemaatler:
Bu konu aslında ikinci konunun alt başlığı olarak ele alınabilirdi. Ancak gözden kaçmaması için ayrı bir başlık altında incelenmesini gerekli buluyorum.
Kişinin ahlakını ve dünya hayatını tanzim ederek iç huzuru ve kulluk saadeti veren tarikatların doğrudan bir beka problemi olduğunu söylememiz haksızlık olur. Ancak siyasi işlere karışan, Ümmetçi ideolojiye veya mezhepçi bölünmeye eklemlenen tarikat ve cemaatlerin bir üstteki kırılma ve çatışmalara ortak olacağı da ayan beyan ortadadır.
Bir faniye aklını ve iradesini teslim eden müritlerin, milli bekaya olan katkıları mürşitlerinin milli güvenlik müktesebatıyla kaim olacağı için aslında müritler milli beka açısından “etkisiz eleman”dır.
Irak’taki Kürt Kadirilerinin devamı olan Kesnizaniler gibi üçüncü kuşakta MOSSAD kontrolüne giren tarikatların veya bizdeki Gülen Cemaati gibi aşağıda ne olursa olsun tepede CIA ile birlikte hareket eden cemaatlerin milli beka açısından açık askeri tehdit olduğu unutulmamalıdır.
4- Etnikçilik:
Milli bekamızın en ateşli düşmanı olan ve bazen Marksizm, bazen de Ümmetçilik gibi ideolojik maskeler takan ekalliyet ırkçılığı, ülkemizde 40 yıldır kanlı bir terör faaliyeti olarak sürmektedir.
Mürt etnikçiliğinin milli bekamızı ciddi bir şekilde tehdit ettiği kafası karışıklar dışında hemen herkes tarafından kabul edilmektedir.
5- Marksizm, Liberalizm, Açık Toplumculuk vs.
Milli bir devlette yaşadığımıza ve milli sınırlarımızı korumakla yükümlü olduğumuza göre Milliyetçilik zırhıyla donatılmamış her türlü ideoloji, milli bekamızın düşmanıdır.
Marksist felsefede ısrarcı olmadan iktisadi hayatta Milliyetçi bir sosyalizm denenebilir.
Ancak başka sosyalist rejimlerle millet yerine sınıfı esas alan bir bütünleşmeye gitmenin milli bekaya hizmet etmeyeceği de açıktır.
Yine, Milliyetçilik zırhının içinde liberal ekonomi, bir kalkınma modeli olarak benimsenebilir.
Ancak sınırları kaldırarak, milli kültürü muhafaza etmeden, ülkenin topraklarını limanlarını, barajlarını satanların, milli beka gibi bir meseleleri yoktur.
Cumhuriyet döneminde Türklük, yukarıdaki ideolojik cephelerden saldırıya uğramış; bu ideolojik hercailik, giderek bir beka sorunu halini almıştır.
Siyasi ilkeler, fikirler ve doktrinler arasında sadece Milliyetçilik, milli bekanın teminatıdır.
Eğer bir milli marşınız, bayrağınız, vatanınız, yani ulusal bir devletiniz varsa, gayrısı milli bekanın düşmanlarıdır.

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık