İnkılâbı Unutmak ve Mısır’a Püskül Olmak!

Her vatansever gibi vatanımızı, her Milliyetçi gibi milletimizi kimseyle kıyaslayamayız.
Ancak biz nereden bakarsak bakalım, “uzak batı”dan bakıldığında Türkiye ile Mısır, tarih, kültürel muhteva ve hacim bakımından birbirine benzeyen ülkelerdir.
Aradaki belirgin fark, Mısır’da milli bir inkılap yerine darbeyle ikame edilen bir modernleşme sürecinin yaşanmasıdır.
Türkiye’ye nazaran geciken ve soğuk savaş dönemine denk gelen bu modernleşmenin ideolojik mihveri olan BAAS Sosyalizmi, Mısır’da gelenekçilerle modernistler arasındaki kırılmayı daha belirgin kılmıştır.
Bu ayrışmanın “Arap Baharı”ndakikarşılığı, Tahrir ve Adeviye meydanlarında açığa çıkan kamplaşmadır.
Artık sadece Mısır’da değil, Suriye krizini de yönlendirecek şekilde tüm Ortadoğu’da bu toplumsal ayrışmanın bir tarafında “BAAS” diğer tarafında ise “Müslüman Kardeşler” vardır.
Meselenin bizi ilgilendiren yönü ise:
AKP günden güne “Müslüman Kardeşler”ebenzerken, CHP’nin de “BAAS’laşma” tuzağına düşmesidir.
Bunlar, “İnkılap’sız” bir Türkiye’de görülebilecek “Arapvari” hareketlerdir.
CHP’nin AKP’nin Ortadoğu politikalarını “Müslüman Kardeşler” üzerinden okumak için haklı gerekçeleri bulunabilir.
Ancak Türkiye’de hiçbir Cumhuriyet partisi, Arap modernleşmesine özenmemeli ve BAAS’laaynı kareye girmemelidir.
CHP’nin dünküyürüyüşle başlattığı “Adeviye’ye karşı Tahrir” görünümü veren sokak hareketi, bu yöndeki kaygılarımızı güçlendirmektedir.
Yaklaşık 200 yıldır, bazen kültür ve siyasi doku benzerliğinin, bazen de Türkiye’yle Mısır’ı “bir elmanın iki yarısı” gibi gören batılı oyun kurucuların etkisiyle Mısır’da provası yapılan bir siyasi oyun, Türkiye’de sahnelenebilmektedir.
Bu tekrarlar, genellikle de Tanzimat Fermanı, Soğuk Savaş, BOP, Arap Baharı gibi, kartların yeniden karıldığı dönemlerde olmaktadır.
15 Temmuz’dan sonra kaleme aldığımız: “15 Temmuz ‘1828 Noktası’ İçin mi Planlandı?” başlıklı yazımızda:FETÖ Darbesiyle tarihi olaylar arasında bir “neden-sonuç ilişkisi” benzerliği kurmuştuk.
Bu olaylardan birincisi: 1826’da Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasıydı.
15 Temmuz’da TSK’da yaşanan ayrışmanın yaratacağı sonuçların, 1826’dakine benzemesi ihtimali vardı.
İkincisi: Yunan İsyanını bastıran Osmanlı Donanmasının, İngiliz-Fransız destekli Rus donanması tarafından 1827’de Navarin’de yakılmasıydı.
Üçüncüsü ise: Bu olaylara bağlı olarak Mısır’da başlayan Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyanının, karakter bakımından FETÖ hareketinebenzemesiydi.
Türkiye, 15 Temmuz’daki gibi Rusya’ya muhtaç duruma düşmüş ve 1833 Hünkâr İskelesi Antlaşması, işte buşartlarda imzalanmıştı.
Türkiye’yi fiilen İngiliz sömürgesi yapan 1838Baltalimanı Ticaret Sözleşmesi deaynı sebepleyapılmıştı.
1839 “Tanzimat Fermanı” bundan sonra ilan edilmiş, ana hatlarını İngiltere’nin belirlediği bir “azınlıkların çözülme paketi” olan 1856 “Islahat Fermanı” böyleonaylanmıştı.
Islahat Fermanının,1856 Paris Antlaşması’na bağlanması da iç işlerimize yönelik bir “sürekli müdahale”nin başlangıcıydı.
Bütün bu olaylarla Yunanistan bağımsızlık kazanmış, sonuçta Osmanlı Devleti’nin dağılma süreci başlamıştı.
Mehmet Ali Paşa’yı, Osmanlı’yasaldırma cesareti veren bir başka etken, O’nun Mısır’daki idari ve askeri reformları, Osmanlı’dan önce yapmış olmasıydı.
Yani FETÖ gibi, onun da elinde iyi yetişmiş kadrolar vardı.
Arkasında ise bölgeyle Napolyon’un başarısız işgal girişiminden beri ilgilenen Fransa vardı.
Bugün FETÖ’nün arkasında ABD’nin olması gibi…
Türk İnkılabı, bütün bu deneyimlerin ardından “Türk’ün, Türk’ten başka dostu yoktur” anlayışıyla kuşanılan Milliyetçilik kılıcıyla yapıldı.
İnkılap öncesinin ağır savaş şartlarında Türk yurdu, düşmanınhizmetine girmiş azınlıklardan kısmen ayıklanmıştı.
Milli İnkılapla birlikte Rumlar da öz yurtlarına gönderildi ve Türkiye, tarihte ilk kez % 99,8’i İslam dinine mensup vatandaşlardan oluşan bir Müslüman Türk yurduoldu.
Mısır gibi,yüzde 10’luk birHıristiyan nüfusla, 40 yıl boyuncaHıristiyan bir valinin emrinde kalmadı.
İnkılaplar, darbeci generallerin keyfine göre değil, tarihi hakikatlere ve milli iradeye göre yapıldı.
Türk İnkılâbının yüzüncü yılına yaklaşırken, “AKP Mısır’da ve Suriye’de Müslüman Kardeşleri destekliyor” diye BAAS’laşmanın, Mısır’a püskül olmanın anlamı yoktur!
CHP, Türkiye’de Mısır’dakigibi bir kargaşa yaratmak ve bu kargaşadan “Kürdistan” çıkarmak isteyen ABD’nin oyununa gelmiştir.
Ortadoğu Tarihinin, isyan, ayaklanma, darbe ve iç savaşla yazıldığı dönemlerinde Türklerin yapması gereken, sokağa çıkıp çatışma pozisyonuna girmek değil, her vesileyle kardeşliği ve birliği güçlendirmektir.
CHP’yi yüceltecek olan tavır, Arap diktatörleriyle birlikte hareket ederek Cumhuriyet değerleri hakkında şaibe yaratmak değil, milli bir inkılabı yaşatmanın sorumluluğunu şerefiyle yerine getirmektir.

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık