Havalarla Birlikte Isınan Siyasi Atmosfer

Aşırı soğukları geride bıraktığımız şu günlerde, bahar mevsiminin gelmesiyle havalarla birlikte siyasi atmosferde ısınmaya başladı.
Siyasi gündemi meşgul eden en önemli konu haliyle Türkiye’nin 16 Nisan’da, 18 maddelik Anayasa değişikliğini oylamak için referanduma gitmesi. Ülke bu meseleye kilitlenmiş görünüyor.
Zaten her seçim öncesi bu şekilde bir beklenti içerisine giren piyasalar şimdi de 16 Nisan’ı beklemeye başladı.
Bu süreçte aktif rol oynayan ve sürecin ivme kazanmasında etkili olan hiç şüphesiz Milliyetçi Hareket Partisi genel başkanı Devlet Bahçeli.
Hürriyet gazetesi yazarlarından Rauf Tamer’in 16 Ocak 2017’de, “Oyun Kurucu” başlıklı köşe yazısında MHP ve genel Başkanının yaşanan süreçteki etkisinden, gelişmeleri yönlendirmesinden bahsediyordu. Mecliste milletvekili sayısına göre üçüncü sırada yer almasına rağmen, adeta oyun kurucu gibi gelişmeleri yönlendirdiğini yazıyordu.
Devlet Bahçeli’ye göre sorunun kaynağı CHP…
Cumhurbaşkanı mecliste seçilemeyince halka gidildi ve sistem bozuldu. Bu nedenle Ülkenin içine girdiği tıkanıklığı açmak, bozulan sistemi düzeltmek, ortaya çıkan kanunsuzluğu gidermek ve halkın seçtiği Cumhurbaşkanına sorumluluk yüklemek için böyle bir kanuni düzenlemenin şart olduğunu iddia ediyor.
Tersini düşünelim, kanuni düzenleme yapılmayınca mevcut kanunsuzluğa göz yumulmuş olunmuyor mu?
Cumhurbaşkanı yetkisi olmadığı halde birçok yetki kullanmıyor mu?
Hayır, çıkınca sorun çözülüyor mu? Olumsuzluk bitiyor mu?
Bu tutumu ile de geçmişte birbirlerini acımasızca eleştirdiği, hatta karşılıklı hakaretler edildiği bir siyasi yapı ile aynı safta durması en büyük eleştiri kaynağını oluşturuyor.
Bazı yayın organları sosyal medya üzerinden adeta yaylım ateşi edercesine eski videoları servis ederek MHP ve Genel başkanını yıpratılmaya çalışıyor.
Sayın Bahçeli bu durumu inkâr etmiyor, “Geçmişte bunlar yaşandı, Dış politikada, iç politikada, Ekonomide, yapılan yolsuzluklarda ve en önemlisi geçmişte yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen, kadrolaşmasına destek verdikleri cemaat yapılanmasının, şimdi FETÖ dedikleri örgütün ülkeye verdiği zarara dikkat çekerek, “Dün bizi dinleselerdi bugün bu olumsuzluklar yaşanmazdı” sözleri ile izah ediyor. Ama kimse bu açıdan bakmadan AKP’ye verilen desteği eleştiriyordu.
Gelinen son duruma bakalım, Ülke referanduma gidiyor bir tarafta CHP, HDP, Vatan Partisi, Kandil eşkıyaları, solun pembeden kızıla her çeşidi “HAYIR” diyor.
Diğer tarafta AKP, MHP, BBP ise “EVET” diyeceklerini açıklamış bulunuyor. BBP genel başkanı Mustafa Destici, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin tavrının kararlarında etkili olduğunu açıklaması da dikkat çekiyordu.
Bu arada, MHP’de sözde parti içi muhalefet durumdan vaziyet çıkartarak, partiden ihraç edilmelerine rağmen MHP adına toplantılar yaparak, CHP’nin Halk TV’sinde, Perinçek’in Ulusal TV’sinde “HAYIR” cephesine su taşımayı normal görüyorlar.
Şimdi, Devlet Bahçeli, olmaz ya, ola ki; “Ben yanılmışım referandumda ‘HAYIR’ diyeceğim dese, CHP, HDP ve VP ile birlikte oldu diye eleştirmeye başlamazlar mı?
Hatırlayın, Cumhurbaşkanlığı seçiminde, MHP’ye daha yakın olan Ekmeleddin İhsanoğlu’nu CHP’nin adayı gibi açıklanmış, MHP destek vermiş ama bazı MHP’liler, “Ben CHP’nin adayına oy vermem” diyerek, geçersiz oy kullanmış AKP adayının seçilmesine yardımcı olmamış mıdır?
Son seçimlerde CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu MHP’den milletvekili olmamış mıdır?
Geçmişte bunlar yaşanmış, ders almak gerekmez mi?
Milli şair, Mehmet Akif Ersoy, (Safahat Yedinci kitapta) “Tarih’i “tekerrür” diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?” ifadeleri bizlerde bir şey ifade etmez mi?
Sayılı gün çabuk geçermiş, bekleyelim görelim.
Mevla görelim neyler, Neylerse güzel eyler…

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık