Aslan(!) Yürekli Trump…

Amerika Birleşik Devletleri’nin Ortadoğu’daki stratejik varlığının bir genel dört de özel sebebi vardır.
Genel sebebi “dünya hâkimiyeti” olarak iki kelimeyle özetleyebiliriz.
Özel sebepler ise Petrol, İsrail, Kudüs ve İslam’dır.
İsrail dedikten sonra bir de “Kudüs” dememizin sebebi, Kudüs’ün Hıristiyanlar ve özellikle Evangelistler açısından da önemli olmasıdır.
***
İki Parçalı İpek Mendil
Kudüs, 1. Haçlı Seferinde Katolik Latinlerin eline geçmiş, 1187’de Hıttin Savaşıyla geri alınmış, 1190’da başlayan 3. Haçlı seferinde ise üç büyük kral (İngiliz-Fransız-Alman) tarafından kuşatıldığı halde alınamamıştır.
Bu savaş, Hıristiyan Batı dünyası açısından sadece askeri bir hezimet olmamıştır.
Türk-İslam çeliğinin kalitesi, Avrupa’da uzun yıllar konuşulmuş, İslam Dünyasının bu yüzyıllardaki medeni ve teknolojik üstünlüğü, masallara, romanlara ve sonunda filmlere konu olmuştur.
Aralarında ünlü Arslan Yürekli Richard’ın da bulunduğu krallar, ülkelerine dönmeden önce Selahaddin Eyyubi ile sivil Hıristiyanların Kudüs’e geliş gidişini garanti altına alan bir anlaşma imzalamışlardır.
Anlatılana göre Richard, anlaşmanın yapıldığı toplantı salonuna girerken önüne gelen bir merdiven korkuluğunu, battal boy kılıcıyla parçalamıştır.
Selahaddin-i Eyyubi’nin buna nasıl bir diplomatik cevap vereceği de merak konusu olmuştur.
Krallar huzuruna geldiğinde Selahaddin, kuşağının içinden ipek bir mendil çıkarıp, sonra da onu havaya atmış, kılıcını da sabit bir şekilde altına tutmuştur.
İpek mendil, kılıcın üzerinden kendi ağırlığıyla yere doğru süzülürken ikiye ayrılmış ve iki parça halinde yere düşmüştür.
İşte orduları sayıca üstün, kılıçları daha hacimli olan krallar, Türklere neden yenildiklerini bu hareketle anlamışlardır.
Bu yüzyıllarda İslam Dünyası, başta teknoloji olmak üzere her bakımdan Avrupa’dan ileridedir.
Bu yüzden Hıristiyanlar açısından Kudüs, İsrail’in korsan varlığından önemlidir.
Kudüs, her raundu bin yıl süren “medeniyetler çatışması”nın merkezindedir.
Bu yüzden de Müslümanların Kudüs’e olan ilgisi, “İlk kıble… Mescid-i Aksa…” gibi itikadi duyguların ötesindedir.
***
Kudüs Haçlı Kontluğu
Hz. Ömer’in 636’da Bizans’tan alarak feth eylediği Kudüs, 1099’da Haçlıların eline geçmiş, Kudüs Haçlı Kontluğu kurulmuştu.
Kudüs 1187’de kurtarıldıktan sonra 1517’de Osmanlı Hâkimiyetine girmiş; 1917’de ise İngilizlerin eline geçmişti.
1947’de İsrail kuruldu. 1949’da Kudüs’ü başkent ilan ederek parlamentosu Knesset’i Kudüs’e taşıdı.
1967’deki altı gün savaşında Ürdün’ün hâkimiyetindeki Doğu Kudüs’ü de alan İsrail, kutsal kentin bölünemeyeceğini açıkladı.
O tarihte henüz MHP kurulmamıştı; ama İsrail’in Kudüs’ü ilhak kararına Türkiye’den iki siyasetçi itiraz ediyordu:
Bu iki siyasetçi o zamanlar CKMP’de siyaset yapan “Alparslan Türkeş” ve CKMP genel başkanı”Osman Bölükbaşı”ydı.
İsrail, her ne kadar Yahudi emellerini gerçekleştiren korsan bir devlet olarak Filistin’e yerleşmiş ise de bölgedeki tarihi varlığının gerçek karşılığı:
“Kudüs Haçlı Kontluğu”dur.
Tarihin bu noktasında Kudüs, Ortadoğu’daki küçük Amerika’dır.
Dolayısıyla, İsrail’in azgınlıklarına cevap vermek isteyen, Amerika’ya bakarak konuşmalıdır.
***

Trump… “Söz Verdi ve Sözünü Tuttu!”
Trump’ın 6 Aralık’taki Kudüs kararından sonra ABD’deki Yahudi lobisinin etkin kuruluşlarından olan “Cumhuriyetçi Yahudi Koalisyonu” New york Times’ta bir teşekkür ilanı yayınladı.
Trump’ın Ağlama duvarı önünde çekilmiş fotoğrafının üstüne atılan manşette:
“Söz verdi ve Tuttu” yazıyordu.
İlanda önce Kudüs’ün Yahudiler için taşıdığı önem anlatılıyor; Başkan Trump’ın en başından beri İsrail’e verdiği tavizsiz desteğe dair örnekler veriliyordu:
“Başkan Trump’a, Yahudi halkı ve Yahudi Devleti ile omuz omuza durduğu için teşekkür ederiz. Cumhuriyetçi Yahudi Koalisyonu, Kudüs’ün İsrail’in Sonsuz Başkenti olarak tanınmasını alkışlıyor.
Yönetiminiz ABD-İsrail ittifakını güçlendirmeye devam ederken Trump’a olan kararlı desteğimizi sürdürüyoruz.”
***
İsrail, Zerrab ve Türkiye
Bu teşekkür ilanında dikkat çeken bir başka husus, İran’ın adının böylesine özel bir metne dahil edilmesiydi.
İran’ın Nükleer silah projesinin, BM tarafından nükleer silahların yasaklanmasının, İran’ın bunu onaylamasının ve bunu temin etmek için İran’a uygulanan BM ambargosunun İsrail için ne kadar önemli olduğu böylece bir kez daha ortaya çıkıyor.
Tabii Amerika’da Reza Zerrab üzerinden yürütülen, “Türkiye’nin İran ambargosunu deldiği” iddiasıyla açılan davanın hangi gözler tarafından nasıl takip edildiği de gayet iyi anlaşılıyor.
Biraz daha derine inilse, davanın “neden ve nasıl” açıldığı da ortaya çıkacağa benziyor.
ABD’nin Kudüs kararını, İsrail’in güvenliği – FETÖ ve 15 Temmuz ilişkileriyle birlikte değerlendirmek gerekiyor.
Şükrü Alnıaçık / 2017-12-09 08:28:33(ORTADOĞU)

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık