30 Ağustos Yaklaşırken

40 yıldır takip ettiğimiz “devrimci” haber tekniklerine yabancı değiliz.
Hatta bunlara artık o kadar aşinayız ki “Çarşamba”nın haberine bakarken “Perşembe”yi görmekteyiz.
Aydınlık’taki “Darbeci Subaylar Akar’ı Darbecilikle Suçladı” manşeti pek çok göz tarafından sıradan bir mahkeme haberi gibi görünebilir.
Ancak Ülkücü gözler, bu haberin içinde “başka şeyler” görmektedir.
Aydınlık’ın yarı askeri bir ideolojik mücadelenin tetik düzeneği olduğunu gözden kaçıranlar için sıradan bir mahkeme haberi gibi görünen bu başlık, aslında derin manalar içermektedir.
Partiden çok derin bağlantılı, paramiliter bir örgüt görünümündeki Aydınlık ekibi, bir süredir “Ulusalcılar Darbe Yapacak” haberlerinden şikâyetçidir.
Gerçekten de böylesine önemli bir konuda bu manşetleri bu kadar kolay atmak “niyet okumasına bağlı projeksiyon” gayretinin bir hayli ötesindedir.
Üstelik bu haberler ulusal basında vehim, tahmin veya varsayım olarak kalırken bilginin bir iddia olarak verildiği açık kaynağın ABD’li Neo-con Michael Rubin olduğu da unutulmamalıdır.
Böylesine olağanüstü, kanlı ve karanlık darbe dönemlerinde özellikle yabancı kaynaklara daima ihtiyatla yaklaşıyoruz.
Ancak, Aydınlık, kendisine kim vurursa vursun, dönüp Hulusi Akar’a vurduğu zaman haberlere kendi eliyle ciddiyetkazandırmaktadır.
Sadece Aydınlık değil, 27 Mayıs’tan beri bir darbeyi ilk kez halk desteğiyle bastıran “Sağcı iktidar”ın olaydan kazançlı çıkmasından rahatsız olan CHP de Hulusi Akar’ın iktidarla uyumlu çalışmasından rahatsızdır.
Çünkü bu zümrenin alıştığı veya ısınabileceği Genelkurmay Başkanı, Sağcılara karşı ara sıra muhtıra vermeli, konuşma metinlerinin arasına iğneli laflar katmalı ve zaman zaman demokrasiye balans ayarı yapmalıdır.
Bu kafanın, Kuvvet Komutanlarıyla birlikte sabah namazına giden bir Genelkurmay Başkanına tahammül etmesi zordur.
Oysa bu olağanüstü dönemde, komutanların halkla her fırsatta iç içe geçmesinden, kenetlenmesinden kimse rahatsız olmamalıdır.
15 Temmuz’dan sonra FETÖ’ye karşı temizlik yapılması yönünde kararlılık gösteren birkaç merkez var.
İktidardaki AKP, muhalefetteki MHP, Genelkurmay’da Hulusi Akar ve Kumpas mağduru bazı subayların itibar ettiği Aydınlıkçılar…
Bu subayların, gerek hapishane arkadaşlığı gerekse daha derin stratejik ve ideolojik yakınlıklar yüzünden Perinçek’in etrafında toplanması, partisini yarı askeri bir üs ve stratejik hedef haline getiriyor.
Partideki emekli istihbarat subaylarının Rusya’yla kurduğu “Avrasyacı” temaslar, bu grubun 15 Temmuz’da oluşan dış politik eksen kaymasındaki rolünün sorgulanmasına yol açıyor.
Böyle olunca da ABD’de FETÖ’yü destekleyen bazı kişi ve kuruluşlar doğal olarak bu grubu hedef alıyor.
Zaman zaman ortamın gerilmesine ve ortalığın karışmasına sebep olan Tweetler atan Rubin’ibu yüzden ihtiyatla karşılıyoruz.
Ancak, Rubin’in her hamlesinden sonra Aydınlık’ın, Erdoğan ve Akar’a karşı bayrak gösterme çabası içine girmesi de dikkatimizden kaçmıyor.
Zaten elindeki tetikçilerle milli cephenin en sağlam ayağı olan MHP’ye saldıran Perinçek grubu, her fırsatta Erdoğan’a ve Akar’a da aba altından sopa gösterince aslında gerçek niyetini açık etmekten başka bir şey yapmış olmuyor.
Aydınlık gazetesi, yaptığı haberlerde bazen bir darbecinin ağzıyla Akar’ı vuruyor.
Bazen eski bir Fethullahçının ağzıyla MHP’ye saldırıyor.
Böylece hükümete, “Biz devrimci adamız, sağımız solumuz belli olmaz!” mesajı veriyor.
Michael Rubin 12 Ekim 2016 tarihli Amerikan Girişimcilik Enstitüsü’nün yayın organında kaleme aldığı yazısında “Erdoğan’ın hayatını kaybetmesine sebep olabilecek şiddette bir darbenin yaklaşmakta olduğu” iddiasında bulunmuştu.
Rubin’e göre bunu yapacak olan da “Perinçekçiler”di!..
26 Temmuz 2017’de Türkiye Gazetesi: “Yeni Darbeyi Ulusalcılar Yapabilir” manşetiyle çıkınca tartışma yeniden alevlendi.
Ardından Michael Rubin, son hamlesini, 29 Temmuz 2017’da peş peşe attığı iki tweetleyaptı:
“Erdoğan Perinçek’i kandırdı mı? Eğer, Perinçek’in ordu içindeki elemanları 30 Ağustos’ta atılırsa Erdoğan kazanabilir.”
“Eğer Perinçekgiller emekli edilirse Perinçek darbe sırasında SADAT’ın işlediği cinayetleri ifşa eder mi yoksa kendi darbesini mi yapar?”
Ben şahsen bu ifadeleri 140 karaktere sığdırmaya Rubin’in Türkçesinin yetmeyeceği kanaatindeyim.
Bilgisayarını açmış ve mesela Emre Uslu’ya “writemyfriend” demiş olabilir.
FETÖ ağızlı bu tweetlerin amacı “içerde fitne yaratmak” olabilir. Ancak biz kendi almamız gerekeni alacağız.
30 Ağustos yaklaşırken, ordudaki “demokratik yollardan denetlenemeyen” yapılara dikkat çekmek milli bir görevdir.
Siyasi partilerin TSK’da kendi ekiplerini kurma çabasının bizi götüreceği yer, Balkan Savaşlarındaki gibi “darbeli bir hezimet”tir!.. (ŞÜKRÜ ALNIAÇIK)

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık